TRAVEL

NASIL BİR ŞEYMİŞ EGE’YE TAŞINMAK?

Büyük şehirde, özelikle de İstanbul kaosunda çalışanların çoğunun aklının bir köşesinde, sahil kasabasına yerleştiği (büyük ihtimalle meyhane veya butik otel işleteceği) toprakta ekip biçeceği o günlerin hayali yok mu?..

Genelde ileri bir tarihe, emekliliğe, şu-bu yaşı geçtiğimiz günlere bıraktığımız bu hayal bence artık 30’lu yaşların da ciddi ciddi konusu olmaya başladı. (kendimden biliyorum..)

O yüzden aklımızdaki bütün soruları bir gidene sordum!

Hem de bu vesileyle sizi Urla’da yaşayan çok beğendiğim, hatta bayıldığım genç bir sanatçı arkadaşımla tanıştıracağım.

Gerçi Ekin epey ünlü bir ressam, illüstratör. Kendisini tanıyor olma ihtimaliniz çok yüksek; ama yine de henüz karşılamamış olanlarınız varsa diye instagram hesabını ve web sitesini aşağıya bırakıyorum.

https://ekinakis.com/tr/

Hadi başlayalım!

Ekin,

O karar nasıl veriliyor?

Uzun zamandır süregelen bir taşınma konusu vardı evde.

Yurt dışı hayallerimiz vardı -hala var- ama önce elimizdeki şartları değerlendirmek istedik.

Bir gün tak dedi gerçekten. Çünkü sürekli “İstanbul’dan taşınınca” ile başlayan cümleler kuruyorduk.

Ben en son yalan bir dünyayı yaşıyor gibi hissettim kendimi. Ne tam olarak İstanbul’dayım, ne de başka bir yere ait hissediyorum kendimi, sinir bozucuydu.

Oturduk düşündük. Taşınırsak ben mesleğimi sürdürebilecektim, atölye ortamımızı da taşıyabiliyorduk, ev imkanımız vardı (Turgut İzmir’li ve şu an yaşadığımız ev onun), kiralardan kurtulacaktık, harcamalarımız azalacaktı, birikim yapabilecektik. Ayrıca Turgut da istifa etmek ve akademiden uzaklaşmak istiyordu…

Karar verdik ve sonrasında hamile olduğumu öğrendik. Kararımız pekişti. İstanbul’da çocuk büyütmek istemediğimizde de hemfikirdik. Kararttık gözümüzü geldik buraya. Karar ve taşınma sürecimiz 1.5 ay sürdü.

Peki mutlu musun? Daha mı mutlu?

Kesinlikle çok daha mutluyum.

Artıları eksileri tartışılır. Ama hiç pişman olmadım buraya yerleştiğimiz için.

Hiç sıkılıyor musun?

Çocuklu bir hayat yaşadığımız için günler nasıl geçiyor anlamıyorum bile bazen.

Arada sosyalleşmeyi özlüyorum. Ama düşününce İstanbul’da ya da Ankara’da olup, Uzay’ı kendim büyütmeye karar vermiş olsaydım yine aynı asosyallik içinde bulacaktım kendimi.

Ayrıca İstanbul’da da son derece asosyal yaşıyordum. O yüzden burada olmak bu anlamda çok bir şey değiştirmedi.

Arkadaş özlemi çekiyorum sadece yoğun olarak.

Toprak nasıl bir şey? Toprağın içinde nasıl hissediyorsun? Sağlık açısından da..

Bana denizle orman arasında bir tercih yap desen ormanı seçerim.

Yani yeşile bakmak, toprak kokusu almak bana büyülü gelir hep. O yüzden burada deniz bonus gibi yanında.

Doğanın içinde olmak yetiyor, ekmek biçmek ayrıca iyileştirici bir etkiye sahip. Mesela buraya taşındığımızdan beri hastalanmadık. Hastalanınca doğa ve temiz hava iyileştiriyor hemen.

Yediğin her şeyin tadı farklı mı?

Sanırım şu an alıştım biraz ama ilk taşındığımızda domatesin gerçek tadını alınca falan şaşırıyordum 🙂

Aaaa evde limon yok, dur hemen ağaçtan koparalım gibi muhabbetler oluyor. Bunlar hayatı da lezzetlendiriyor tabii.

Bir şeyleri kaçırdığını hissediyor musun hiç? Kendin için, çocuğun için…

Tam tersi. İyi ki buradayız ve iyi ki Uzay burada büyüyor diye düşünüyorum.

Kaçan şeyler varsa da yakalanır bir noktada bence. Bugüne kadar dolu dolu yaşadım hayatımı. Bu noktada sakinlik bana iyi geldi.

Şimdi o kararı verdiğin güne geri dönsen, yine aynı kararı verir miydin? Yine aynı yaşta mı verirdin?

Bu Ege’ye yerleşme fikri kaç senedir istediğim bir şeydi hiçbir fikrim yok…Hep hayalimdeydi, hem de böyle şimdiki gibi bir hayal, emeklilik hayali değil yani.

O yüzden evet yine aynı kararı yine o anda verirdim. Ama hayatımın bir noktasında da Hollanda’da olma hayalim var hala. O belki emekliliğe denk gelir. 🙂

İstanbul’da geçen bir ömürde…ne çok eksik kalırmış?

Kesinlikle huzur eksik kalırdı. Ben İstanbul’da şöyle bir “oh” demedim hiç.

Burada her gün birkaç kere diyorum.

Son olarak; bir versiyonun İstanbul’da yaşamaya devam etseydi, ona ne sormak/söylemek isterdin?

Tabii tercihine saygı duyuyorum ama başka alternatifler düşünmek istemez misin? diye sorardım.

Röportajımız sonlanırken, Ekin’in bu ay lösemiden kaybettiğimiz biricik dostumuz İlayda’ya hastalığında moral vermek için yapmış olduğu; şimdiyse gelirini sonsuza dek LÖSEV’e bağışladığı nefis çalışmasını da buraya bırakmak isterim…

İlayda ile tanışmak için lütfen tıklayın:

https://foodmoodtravel.com/2020/04/25/ilayda/

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir