TRAVEL

MYKONOS🥂

AY YAY YAY YAAAAY! Yazarken bile içim kıpır kıpır 🙃 Mavisi, beyazı, günlerce arayıp bulamadığımız pelikanı, geceleri, plaj partileri, sanat galerileri….Gidişimin üzerinden 2 yıl geçti, notlarımdan değil ilk kez hafızamdan yazıyorum bir yazıyı. Çünkü buradayken hem not tutmaya vakit kalmamış, hem de her şey zaten beynime bir daha hiç çıkmamak üzere kazınmış.

Dünyanın en jet sosyetik, en uçuk kaçık, en ünlü, en çılgın tatiline hazır mısınız? Kos’tan başlayıp Santorini, sonra İos ve Paros ile devam eden tatilimizin son durağındayız. İtiraf edeyim, hepsinden aşırı keyif alsam da gezi boyunca hep aklımın bir ucunda Mykonos’a varacağımız günün heyecanı vardı.

Yazarken açtığım müziği, siz de açın 🙂 Bu aralar bu parçayı dinlemekten kendimi alamıyorum. Love & Hate (Michael Kiwanuka)

Otel

Şimdiye kadarki rotalarda çok güvenli, elbette konforlu ama bir yandan da fiyat performansı en iyi olan otelleri seçmeye gayret ettik. Fakat söz konusu Mykonos olunca fiyat var, performans hiç fark etmiyor 🙂 Yani otellerin hepsi istisnasız çok pahalı. Kötüsü de pahalı, iyisi zaten çok pahalı 🙂 Hiç sinir bozmadan dedik ki madem bu kadar elimiz mahkum, kesenin ağzını bari tam açalım da kötü bir yere saçma paralar vermeyelim. Ha, otelim en iyisi olsun derseniz bir gece için bir ev parası da verebilirsiniz, orada hiç sınır yok.

Ağustos rüzgarları yüzünden Paros’da denize giremedik ama Mykonos plajlarından çok umutluyuz!! Bir de, tesadüfen LGBT haftasına denk gelmiş olmamız eminiz ki bizi çok çılgın partilere sürükleyecek. Hem düşününce, burası bizim tam anlamıyla balayımız olacak! İos’da dünyanın en düşük ihtimaliyle karşılaştığımız süper eğlenceli arkadaş grubumuz da iki gündür burada! O LALL LA! Aklımda bunlarda bindim yine feribota.

Otelimizin adı Constantina Zorz Xydakis. Merkeze çok yakın (bir yokuş uzakta diyelim, inmesi çok kolay, çıkarken zor ama kafanız güzelse oluyor bir şekilde :)) Harika bir manzara, harika bir açık jakuzi ve gerçekten çok güzel odalar. Feribot iskelesinden ücretsiz alınıp otelimize getirildik, dönerken de feribotumuza geri bırakıldık. Kısacası biz bayıldık. Linkini bırakıyorum, inceleyin:

https://www.booking.com/hotel/gr/constantina-zorz-xydakis.tr.html

Daha fazla hareketli içerik için lütfen instagramıma buyrun:

https://www.instagram.com/p/CLpDqlPlX7X/?utm_source=ig_web_copy_link

Feribottan inip otele vardığımızda havanın kararmasına az kalmıştı. Hem biraz dinlenelim dedik, hem de şu manzaralı jakuzinin tadını biraz çıkaralım…40 dakika falan kaldık çok değil…Hoşaf gibi olduk! jakuzinin içinde rüzgar da yedik, bir şeyler de içtik..Normalde üşenip pijamamı bile giymeden uyurdum ama saçmalama dedim kendime, MYKONOSTAYIZ! Kim bilir neler bekliyor bizi bir sokak aşağıda! İşte bu adrenalinle hemen giyindik süslendik, bizim grupla da akşam Niko’s Tavernada buluşmak üzere sözleştik. İçlerinden biri Yunan olduğu için en güzel yerleri bilir, ne derlerse o.

2019, Mykonos

Küçücük gecekonduların yanından geçip indiğimiz merkezde karşımıza Bella Hadid mi çıkar, Kardashianlardan birinin kalçasına mı çarparız bilmeden sokak sokak gezmeye başladık. (hiçbirini görmedik) Ama sanat galerinde kendimi gerçekten kaybettim. Hepsine tek tek girdik. Ben bir çoğuna uzun süreler bakakaldım. Bazı sokakların güzelliğine, bazılarının lükslüğüne doyamadık. Hani şimdiye kadar gezdiğimiz bütün adalar var ya, onların evrensel eğlence kümesinde birleşmesi gibi..Ama kesinlikle hepsinden farklı. Daracık sokaklardan geçe geçe Little Venice’e varmışız.

Merkeze iner inmez dayanamayıp yine bir gyros yedik tabii ki, bu tempoya günde 4 gyros da yesek yetmiyor. Nitekim, akşam rakısında Niko’s Taverna’da, burada kaldığımız günler boyunca onlarcasını yiyecek olduğumuz, ülkenin en güzel saganakisiyle tanıştık. Ahh o saganaki. Gittiğimizde ouzo sofrasına kurulmuşlardı eski dostlar…Öte yanımda daha önce hiç bu kadar mutlu görmediğim bir can..fonda yükselen sirtaki ritimleri…Hayatımızın şimdiye kadarki en güzel günlerinden biri diyebilir miyiz?

NİKO’S TAVERNADA BENİM İÇİN en az 4 TANE SAGANAKİ YİYİN!

Bu arada saganaki, üzerine bol limon sıkılan ama kesince içinden oluk oluk peynir sünen bir çeşit kızartma. Nefis bir şey ya. Anlatamam lütfen yiyin. Biz o gece 4’er tane yedik. NEFİS.

Hani bütün gün yorulmuştuk ya. Artık Ice Bar’da zıplamaya hazırız. Bizim grup zaten partilere aktı. Bizse kopma hakkımızı yarına saklayıp, bu gece çakır keyif sokak sokak gezip yarın sabahtan Super Paradise’da denize doymayı planladık. O dünyalar tatlısı kafamızla gerçekten bütün sokakları dans ede ede gezdik. Otelin çetin yokuşunu nasıl çıktık, hatırlamıyoruz bile. Ha bu arada evet, Ice Bar’ın içine girmedik ama önünde durup biraz zıpladık 🙂

SuperParadise

SuperParadise Beach için Can haftalardır, hatta aylardır gün sayıyor 🙂 Girişi adam başı 40 euro da olsa, hatta 1000 euro! da olsa…oraya gidilecekti! Nitekim gidildi. Çok açık bir şey söyleyeyim, gerçekten İOS’da Paros’da hatta Santorini’de çok daha tatlı plajlar gördüm. Evet masmavi bir deniz (burada da Ağustos rüzgarı vardı) ama şezlonga o kadar para vermeden birkaç metre ötede havlusunu serenlere de tamamen aynı deniz…Pek gerek yok diyebilirim. Ha ama maksat gün batımına doğru barda sexy ablaların tangalı dansıyla başlayan ve gitgide artan bir enerjiyle devam eden partileri ise evet…Buraya da zaten tamamen onun için geliniyor sanırım.

Parti ne zaman bitti bilmiyoruz çünkü sonuna kadar kalmadık, akşam Jackie O barda bizimkilerle gerçek bir partiye gideceğiz :)…..AH! 2019 Ağustosunda gittiğimiz o partinin, seneler sürecek bir karantinadan önceki son partimiz olduğunu bilseydik…Bilmem, başka ne yapabilirdik ki 🙂 Tanımadığımız tiplerle masalara çıktık, yargılar içindeki dünyadan tamamen koptuk, yarın yokmuşçasına, dünyanın her yerinden herkesle dostça eğlenebildiğimiz, o kadar rengarenk ve havalı bir geceydi ki! Belki de yan koltuktan gelip bizim masaya çıkan o çocuk hollywood aktörlerinden biriydi yani bence öyleydi 🙂 Kimsenin içeriye alınmadığı partide gruptaki Yunan arkadaşımızın ayarladığı loca da, şansımızın son seviyesi olmuştu diyelim. E daha napalım, bence zirvede bırakmışız. I LOVE U JACKIE O. I LOVE YOU LIFE!

İşte Mykonos’un insana enjekte ettiği gerçekten böyle saf bir yaşam sevgisi. Sınırsız bir enerji kaynağı. Yani buraya gelip içi kıpır kıpır olmayacak birini düşünemiyorum. Bir düşünsenize, dünyanın her yerinden, hayatının en güzel günlerini geçirmeye gelmiş insanların olumlu enerjisi bile yeter.

Bir daha hiç görmeyeceğiniz biriyle, sokağın ortasında bütün yargılardan uzak, hoşgörü ve sempati içinde karşılıklı kahkahalar atarak rahatça dans edebiliyor olmanın verdiği o his…İşte benim için Mykonos tam olarak bu demek.

Bu yazıyı 2021 yılının Şubat ayında, bir senedir gece eğlenmesi bir yana dursun, restorana bile gidememiş bir vaziyette, hareketsizlikten aldığım kilolarla önünden hiç ayrılmadığım bilgisayarımın ekranına yazarken..bu tatili tekrar hatırlamak bile ne büyük bir şükür.

Uzun lafın kısası, Mykonos için bir seyir defteri veya TO DO list yok. Öncelikle bilin ki, buraya ömrünüzde en az bir kere kesinlikle geleceksiniz! Ve gelince bolca dağıtınnnn, saçılınn, bütün kurallardan yargılardan arının!

Ama şunları yapmadan dönmeyin tabi,

Önce fona bir Aquarius, Let the Sunshine! açın.

Paranız varsa burada lüksün tadını doya doya çıkarın, Hatta bütün parayı harcayın gitsin 🙂

Kesinlikle çılgın bir plaj partisine katılın. Sabahlar olmasın.

Bir gece şuursuzca eğlenmeye çıkın, isminizi bile unutun 🙂 (Jackie O mükemmeldi, umarım aynen öyle kalır)

Sokak sokak karış karış gezerken kendinizi bir anda Little Venice’de bulun. O kadar eğlenin ki, Rum bir teyze daracık balkonuna çıkıp ‘KES LA’ diye bağırsın. O daracık sokakları tek tek yürüyün, ayaklarınız sızlayana kadar. Çok yorulunca sokak aralarındaki 3 euro’luk Gyros ve Mythos’lardan patlatın, bütün parayı akşam barlara saklayın.

Niko’s Taverna’da en az 4 saganaki yemeyi unutmayın!

Ha bir de, bizim arayıp bulamadığımız ama sokaklarda gezen, adanın meşhur pelikanını görürseniz lütfen ona sarılıp deyin ki: eşgalin buzdolabımızda asılı, gelip SENİ BULACAĞIZ OLUM! 🙂

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir