TRAVEL

İOS’ta DELİRİOS!

10 günde 5 adalı Yunanistan turumuzun üçüncü durağındayız. Bodrum’dan Kos’a, Kos’tan Santorini’ye geçtik ve şimdiki durağımız İOS.

Bu geziyi nasıl planladığımızı yazarken, içlerinde en zor İOS’a karar verdiğimizden bahsetmiştim. (Bütün rotayı nasıl planladığımızı anlattığım yazıyı BURADAN okuyabilirsiniz.)

Santorini – Mykonos ve Paros rotaları kesindi ama iki günde bir, tası tarağı toplayıp kocaman bavullarla feribota koşacağımız için, Can İos’tan vazgeçelim feribot sayısını da biraz düşürelim demişti. 

Ama ben aynen böyle bir blogda İos ile ilgili o kadar güzel bir yazı okumuştum ki; Santorini’ye sadece 45 dakika olan bu adaya gitmekten hayatta vazgeçmeyecektim. Ve şimdi sorarsanız, iki günde bir bindiğimiz feribotlar bence gezinin en keyifli anlarından biriydi.

İnstagramda, birilerinin hikayesinde falan pek göremezsiniz bu adayı. Çünkü hiç süslenip patlatılmış bir yer değil. Sadece bilen geliyor belki de bilerek paylaşmıyorlar. Aslında haklılar! Bu yazıyı bir yandan çok kişi okusun istiyorum, bir yandan da kimse okumasın :)İos sadece bilenlerin gittiği temiz ve korunmuş bir ada olarak kalsın.

Bakir, naif, hiç bağırmadan abartmadan, doğal güzelliğini sessizce yaşıyor bu ada. Anlatmaya başlamadan olayı ikiye ayırmak istiyorum.

Birincisi çılgın gençlerin çok eğlendiği kalabalık sokaklar, sabaha kadar susmayan diskolar, barlar.. Eğer ara sokaklara dalmadan sadece kalabalık yerleri gezerseniz, adanın bir tek bu yüzünü görürsünüz. Hatta yaş ortalaması 20 olduğu için tamamen bir gençlik adası bile diyebilirsiniz.

Ama iyice gezip, ara sokaklara, sessiz ve uzak sokaklara da dalarsanız… Adanın iki göz alıcı zıtlıktan oluştuğunu göreceksiniz. 

Yaş ortalaması 20. Gerçekten. Orası doğru. Yani burası 15-25 arası gençlerin cenneti denebilir. Avrupa’nın her yerinden gelen gençler birbirinin üzerine bira dökerek çılgınlar gibi eğlenirken, ah benim kafam neredeydi de bu yaşlarda buralara gelmemişim de diyebilirsiniz.. (biz dedik).

Ama o eğlenceden birkaç sokak ötelerde çok sessiz, çok naif ve çok mütevazı bir İos ile karşılaşacaksınız. İşte ben o sokaklara kalbimi bıraktım…

Bizim doğuya o kadar çok benzettim ki hissini.  Daracık, bembeyaz, karanlık, fakir sokaklarda çamaşırların asılışı, çocukların birdirbir oynayışı, mutluluk, sade meyhaneler, komşuluk, bağlılık, dostluk, hüzün… İşi gücü oynamak olan küçük çocukları izledim. Çamaşırları inceledim, meyhaneleri dinledim…

Size bir sır vereyim mi: Keşfedilince genç kuşağın Mykonos’u olacak bu ada bizce. Gençleri seviyorsanız,  yaş ortalaması beni bozmaz ne güzel eğlenelim diyorsanız, turist patlaması yaşamadan burayı bir görün derim. 

Bir köşeyi dönüyorsunuz tıpkı bizim Ege’nin köy kahveleri gibi; kilisenin dibinde taburelerde dip dibe oturmuş büyük bir kalabalık. Onlarca insan şarkı söylüyor; birileri sirtaki oynuyor..

Masaların arasında hiç mesafe olmadığı için herkes herkesle çay, bira, ouzo içiyor.. Doğallık, samimiyet o kadar hoş ki.

Yani kısaca, biz buraya BA-YIL-DIK. Sadece sokaklar için değil, muhteşem deniz, 3 euro luk şezlongları ve o meşhur PATHOS’u için de.. (Pathos’a gitmeden İos’a geldim diyemezsiniz zaten..anlatacağım)

Kısaca: Santorini ve Mykonos belki ömürde 1 kez ama burası her yaz listemizde bizim. 

Şimdi en baştan başlıyorum anlatmaya.

Santorini’nin o korkunç dik yamaçlarından gerisin geriye inip, feribotumuza bindik. 

Yolumuz sadece 45 dakika sürdü. İner inmez, limanda karşımıza çıkan ilk dükkandan birer Gyros yedik 🙂 Gyros’lar bitmeden de, otel sahibemiz Rita geldi bizi almaya!!

This is Gyros!

İşte tatlılık buradan başlıyor!!!!!

Demiştim ya biz geçen sene (yani evlendiğimiz sene) bir anda Euro iki katına çıkınca yurtdışı planımızı iptal etmiştik diye. İşte, bu rotada o yüzden kalacağımız bütün otellere balayındayız diye not yazdık. 🙂 Santorini’deki otel sahibi muhtemelen balayı müşterisi kustuğundan bizi takmamıştı ama Rita bizi ‘ne tatlı bir çift olmuşsunuz’ diyerek limanlardan karşıladı 🙂 

Arabasıyla otele götürürken bize plajları ve en romantik yerleri anlattı. İşte bu yaaaa 🙂 Çok sürmeden Chora bölgesindeki otelimize geldik:

Otel:

Rita’s Place. (Üzerine tıklayıp inceleyin) Odamıza girince anladık ki, bu Rita aynı zamanda temizlik hastası! Her yer mi çamaşır suyu kokar. Işıl ışıl parlıyordu resmen oda. Bir de baksanıza bize ne yapmış! Şampanya falan koymuş masamıza😍

Rita’s Place, İos

Çok memnun kaldık biz. Otelin fiyat performansı da iyi. 2 gece kaldık, sadece konaklama: 2 gece için toplam 240 euro verdik. (Ağustos 2019)

(Bu arada gezideki bütün otelleri aylar önceden booking’den ayarladığımızı hatırlatmak isterim. Son anda ayarlarsanız hepsinin fiyatı üç beş katına çıkıyor, emin olun.)

Otel denizin önünde değil; denize karşı da çok güzel oteller vardır adada. Ama buranın hemen önünden otobüs kalkıyordu. Otelin arkadan bir yol var, yürüyerek o bahsettiğim merkeze 5 dakikada yürüyorduk. Rita’yı da sevdik valla, biz tavsiye ederiz.

Gideceğimiz plajların listesini Rita ile birlikte çıkardık:

  1. KOUMBARA BEACH 

Bize çok yakındı, otobüs hemen önüne bıraktı. Meşhur PATHOS’a da burdan yürünüyor. Çok temiz tertemiz. Cam gibi nefis bir deniz. Yumuşacık kum. Çok bakir.  Sakin, huzurlu. Mütevazı…UCUZ! Ama ucuz diye kalabalık veya kalitesiz değil. Tam aksine!

Yani ne diyeyim, çok keyifli. 1 şezlong 3 EURO.  Önünde bir sahil restoranı var baby kalamar patates ve Mythos yemeye doyamadık. Tam özlediğimiz yazlık kafası.

Çok sevdik. Hatta tam burada, yok kardeşim ben bir daha Bodrum’a falan gitmem bile dedik…:) 

Koumbara Beach, İos

2. MANGANARİ BEACH 

İşte bu plaj hakkında şikayetlerim var :)) Bana kalsa ben yine Koumbara’ma girerdim ama Can buranın hayalini haftalarca kurdu. O kadar çok istedi ki, bir şey diyemedim. Peki ben niye istemedim?

Çünkü arada neredeyse şehirler arası yol var! (abarttım) Hem de virajlı korkunçlu 🙂 1 saate yakın, otobüsle yol gittik. Ama denizin suyu: CAM. Yola üşenmezseniz gidin.

Manganari Beach, İos

Video için instagramıma göz atın.

https://www.instagram.com/p/B1T45X5ltis/?igshid=13iq5g5d824i7

(Bir de Mylopotas Beach var. İkisinin ortasında. Oraya bizim günümüz yetmedi. Siz gidin.)

GÜN 1.

Bavulları bıraktık ve kendimizi hemen otobüs durağına attık. 

Önce bize en yakın denize gideceğiz. KOUMBARA BEACH. Sonra ise düşman çatlatan, ‘anlatılmaz yaşanır’ sonsuzluk havuzuna; sonsuz deniz manzaralı görebileceğiniz en çılgın pool bar PATHOS’ a gideceğiz. !!!

Akşam da merkezlere akacağız. Plan bu kadar. Dünyanın en iyi planı değil mi 🙂

Koumbara Beach ile ilgili duygularımı az önce belirttim 🙂 Önündeki restoran da şu şekilde.

Burada denize girip yemekler yendikten sonra tatilin en efsane hareketlerinden biri olan, PATHOS’a gidiyoruz. 

Buraya zaten 2-3 gibi gitmek, içip içip sarhoşken günü batırmak, sunset partiye katılmak, çok da rezil olmadan otele dönmek gerek 🙂

Bakın şuraya…Söyleyecek söz yok.

Bu arada, yanımızda 50 lerinde aşırı Hollywood bir çift vardı 7 minik köpek aşırı taş vücut ve estetikleriyle alev alev yanıyorlardı :)) Video için instagramıma göz atın.

https://www.instagram.com/p/B1WQt6gFb2Q/?igshid=1t74flebusu98

Herkesin bir olduğu, kimsenin hiçbir şeyi yargılamadığı bir ortamda, çoook keyif aldığımız bir gün oldu. Sırf burası için bile biz bu adaya yine geliriz bence!

Pathos ‘da havuzun içindeyken tam karşımızdaki denizin içine batan güneşi çakır keyif halde, dans ederek uğurladık. Zar zor otele geldik. 🙂 

Ayılıp, kendimize geldikten sonra da merkeze indik. Açlıktan öldüğümüz için bilin bakalım yine ne yedik: elbette yine GYROS!! 🙂

Döneri yiyip merkezde yürürken, bahsettiğim herkesin dip dibe oturduğu köşede, işte tam o köşede hayatımın en ŞOOK olayını yaşadım. 

Bunu kesinlikle dinlemeniz lazım!!!

Bir masaya oturduk ve hafif rüzgar olduğu için, garson kızın da tavsiyesiye SICAK RAKI: RAKOMELO içtik. Tarçınlı, ballı.. nefis bir şeydi!

Rekomelo

Bu ne güzelmiş ben de öğreneyim bunu derken kafamı yana doğru bir çevirdim ki KİMİ GÖREYİM! ODTÜ’den arkadaşlarım 🙂 HAHAHAH!!!!

Senelerdir görmediğim, mezun olduktan sonra Amsterdam’a taşınan arkadaşlarımla, Yunanistan’ın en az bilinen ve en bakir adasında, aynı anda tam yan yana masalarda oturamayız ya! Bundan büyük bir tesadüf olabilir mi?

Bigg Gang, İos, 2019

Onlar bir gruptu, biz tabi hemen hOOP yan masaya :))) O karşılaştığımız anda bakakalışımızı, yaşadığım şoku hayatım boyunca unutamam. 

Hemen masaya içkiler geldi, shotlar geldi, kaynaşıldı, ÇOOOK EĞLENİLDİ!!!ÇOK!

Sonra öğrendik ki bu çılgın grup, bizimle aynı tarihte Mykonos’da da olacakmış. 🙂 Muhteşem bir tesadüf bu! Ne kadar şaşırdım ne kadar keyif aldım anlatamam.

GÜN 2. 

Sabah erkenden kalkıp, klasik fırın kahvaltımızı yaptıktan sonra Manganari plajının otobüsüne bindik. 

Çift katlı, bildiğiniz belediye otobüsleri var ya işte onlardan biriyle yine korkunçlu çok virajlı yollara düştük. Daha korkunç olsun diye de üst katın en önüne oturduk 🙂

Bana bir yıl gibi gelen, aslında bir saat süren yol boyunca Can’ın ağzı kulaklarındaydı. Yolun sonunda güzel deniz varsa günlerce dönemeçli yollardan gidebilirdi çünkü. 🙂

Sonunda vardık! Evet, denizi gerçekten bir harika. Cam gibi. Çok güzel. Plaj ise sakin, buraya da belli ki sadece bilen az bir grup geliyor. İnamazsınız, burada bile yüzerken Türklerle karşılaşıp arkadaş olduk. 🙂 Her yerdeyiz!

Manganari sea, İos

Plajdan döndükten sonra, çok oyalanmadan daha az yorgun bir şekilde tekrar İos sokaklarına daldık.  Bu döngüyü loop olarak defalarca yaşayabiliriz elbette. Ama adayı doya doya yaşadık diyebilirim. 2 gün bitti. Çok da uzatmadan sıradakine geçiyoruz.

Bir sonraki yolculuk Paros’a!!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir