8 Ağustos 2024,
Sanki Mayıs ayı boyunca deliler gibi gezmemişçesine, tekrar yollara düşüyorum!
Kışın Berlin’den 2,5 saatlik direkt uçuşla, 50 euroya easyjet Corfu bileti bulunca hiç tereddüt etmeden almıştık. Dönüş biletini çok geç alınca toplamda aynı hesaba denk geldi ama siz erken davranarak gidişi de dönüşü de oldukça uygun hale getirebilirsiniz!
Kalan paraya ihtiyacınız olacak çünkü araba ve tekne de kiralamanız gerekecek!
Evet, bu yazıyı okuyunca ikisini de kesinlikle kiralayacaksınız! 🙂
Nedense aklımda Corfu'nun sıkıcı olacağına dair bir ön yargı vardı. Ama şimdiden söyleyeyim Yunan adaları içinde yazlık alacağım ada budur. Hele ki denizi...
Corfu’nun sıkıcı olduğunu düşünme sebebim, kış günlerinde izlediğim Netflix’teki Maestro isimli dizinin nedense Corfu’da çekildiğini düşünmemden kaynaklanıyor. Aslında Paxos’ta çekilmiş! Corfu’ya 1 saat uzaklıktaki (gemiyle gidecek olduğumuz) küçücük bir adada.
Siz de gitmeden önce bu diziyi izlemek isterseniz (çok exrta bir olayı yok ama soğuk Berlin kışında mavi renkli ve deniz kenarında çekilen her şey izlenir) bilin ki orası Paxos, denizi hayatımda gördüğüm en iyi deniz olan Antipaxos’un komşusu olan Paxos.
Nerenin denizi en güzel? neyi yemeden dönmeyin? nerede kalın? hangi bot turlarına gidin...? Gelin hepsini kısaca anlatayım.
İlk söyleyeceğim şey: Biz 7 gün kaldık ve neredeyse yetmiyordu! O yüzden gün sayınızı mümkünse 4-5 gün ve üzeri tutun bu adaya doyun derim.
Ve planınızın ilk 4 gününü old town’da konaklayacak şekilde yapmanızı tavsiye ederim. Venediklilerin etkisinde gelişen bu eski merkezde günün her saati cıvıl cıvıl sokakları gezecek ve kendinizi İtalya’da gibi hissedeceksiniz.
Merkez doğuda, en muhteşem sahiller ise adanın çoğunlukla batısında olduğu için bir araba kiralayarak batı sahili keşfetmek şart.
Biz her yerde arabamızı CENTAURO firmasından kiralıyoruz. Reklam değil. Havaalanından direk servisi oluyor ve her seferinde memnun kalıyoruz. Fiyatlar yüksek sezonda günlük 60 euro civarına denk geliyor.
İlk 4 gün merkezde kalan 3 günü de güneyde BENİTSES’de geçirdik. Old town’da hareketli günler geçirdikten sonra Benitses’de aradığınız eski sakin naif Yunan kasabası ihtiyacımızı sağladık diyebiliriz. Bu tatilde adanın kuzeyine hiç çıkmadık, İngiliz nüfusun çok olduğu, aşırı pahalı bir bölge olduğunu duyduk. O sebeple adanın geri kalanını keşfedeceğiz.
ANLATMAYA İLK OLARAK ADANIN MUHTEŞEM DENİZİYLE BAŞLIYORUM!
Ana yurdum Akdeniz ve Ege topraklarından, belki de dünyanın en güzel denizinden geliyorum. Berlin’e taşındığımdan beri de Akdenizin en güzel denizlerine girebilmek için adeta bir araştırma görevlisi gibi çalışıyorum. Sardinia, Mallorca, İbiza Formantera, Amalfi sahilleri, sabah 5’te açılan kısıtlı kontenjanına yetişebilmek için uyumadan beklediğimiz La Pelosa, Yunan adalarından Paros, İos, Santorini, Mykonos… (güney Fransa’nın denizini pek beğenmiyorum, o yüzden yazmıyorum :)…
İşte bütün bunların üzerine söylüyorum ki CORFU İtalya kıyılarını aratmayan doğa üstü deniziyle, Yunan mutfağı ve sıcak insanıyla tatil seçimi listemin en tepesine yerleşti.
Burası boşuna Shakespeare ve Homer’in öykülerine konu olmamış.
İşte Corfu'nun en iyi sahilleri!
Gezdiğim günlerin sırasıyla yazıyorum. İlk gittiğim beach ROVINIA BEACH idi.
Tesis yok. Suyunuzu yiyeceğinizi şemsiyenizi hazırlayın. Arabanızı park etmek her zamanki gibi zor bir iş ama otoparkta yer bulma ihtimaliniz yüksek, bu dert de dünyanın her yerinde böyle.
Kısa bir yürüyüş sonrası benim en sevdiğim denizlerden birine ulaşıyorsunuz! Belirtmeliyim ki ulu bir dağın eteğinde gölgelenmek, içme suyu soğukluğunda ve berraklığında bir suda serinlemek, denizin içinde dev kaya parçaları ve koylarla karşılaşmak benim favori sahil tanımım.
İşte burası da onlardan biri. Corfu’da yazlık alsam haftada en az iki gün buraya gelir yüzerim.
Rovinia notlarım arasına şunu yazmışım. Günün en güzel anı: Biraz ileriye doğru açıldığımda keşfettiğim ıssız koy muhteşemdi. Denizin sıcaklığı ve soğukluğu mükemmel. Mağaranın önündeki deniz market botunun 2 euro’ya nefis soğuk kahve satması da müthiş.. Şezlong delisi olmayan herkes buraya bayılacaktır.
İkinci gün lokallerin çok tavsiye ettiği BARBATİ BEACH‘e gittik. Burası ufak taşlık kumlu klasik sahil. Denizi güzel, şezlong opsiyonları da var. Ama klasik güzel bir deniz işte. 🙂 Dağı yok tepesi yok kayası yok…sıkıcı diyebilir miyiz yoksa beni döverler mi 🙂 Çocuklu bir aileyseniz ve uzun sahil arıyorsanız burası size göre. (Bu kişiler Halikounas’a da mutlaka gitmeli bence oranın kumu daha iyi)
Benim bu bölgede sahilden daha çok sevdiğim, çıkışta tesadüfen keşfedip gittiğimiz taverna oldu. Hemen not alın!
SQUIRREL RESTAURANT sahilin biraz tepelerinde sıcak lezzetli lokal bir aile işletmesi.
İşte olmazsa olmaz bir beach! Corfu’ya kadar gelip burayı görmeden kimse dönmez bence ama adettendir yazayım yine de. Bilmedikleriniz de var çünkü!
BEACH PALEOKASTRITSA
ve hemen arkasında AMPELAKI. Ampelaki birçok rehberde yer alıyor ama bence siz direk Paleokastritsa’ya gidin. Deniz arabalarının (araba şeklinde) olduğu yere!
Yine bir şemsiye getirme ve onu kuracak yer bulma derdi var ama bence artık bu konuda çok geliştik.
Bu plaj çok kalabalık bunu baştan söyleyeyim. O yüzden en güzeli bir tekne kiralayıp buradan kayalıklara doğru açılmak. Bu alternatifi biraz pahalı bulursanız başka bir teklifim var.
Deneyiminize boyut atlatacak bir öneri: BLUE CAVES
Plajın sağ tarafında gördüğünüz o küçük tekneler var ya, onlara bir daha dikkatlice bakın!
Eğer o teknelerden birine binip 3 saat süren Mavi Mağara turuna (kişi başı 25 euro) çıkarsanız, şimdiye kadar gördüğüm en çarpıcı güzellikteki sahil olan ‘Paradise Beach‘ ile tanışabilirsiniz. Her yerde olan o PARADISE BEACH lerden değil bu. 🙂 Zaten tekne haricinde ulaşımı da yok. Gerçekten büyüleyici bir manzara! Nefes kesici derler ya, aynen nefesim kesildi.
Koruma amaçlı olarak plaja girmek de yasaklanmış durumda, ancak hemen ilerideki Kamari Plajı‘nda yüzme şansınız var. Bu turu tatilin her günü yapabilirim ve asla sıkılmam. Bana göre burası tam anlamıyla cennet ve dünyanın en güzel plajlarından biri. Gökyüzüne kadar yükselen kayaların dibinde neredeyse şeffaf deniz, sanki parçalara ayrılmış gibi berrak…
Anlatamam görmeniz lazım.
Bu turda ayrıca James Bond filmindeki ünlü La Grotta Bar’ı da denizden görme şansınız var. Keza kıyıdan direk gidince kalabalıktan kendisini bu kadar net görmeniz zor. Ama yine de gelip bir kokteyl içmenizi kesinlikle tavsiye ederim!
Bu tarafa gelen çoğu kişinin listesinde bir taverna var. Yalnızca iyi bulduklarımı değil beğenmediğim yerleri de yazmak gerek. Dev dönen ızgarasına tav olmanız mümkün olan rehberlerde yüksek puan alan ama bizim için tam bir hayal kırıklığı olan SPİROS TAVERNA hakkında da görüşümü şöyle belirteyim, o kadar güzel bir mutfağı tuzdan ve yanıktan yenilmeyecek hale getirmek de bir meziyet. Maalesef hayal kırıklığına uğradık.
Sıradaki tavsiyem, yine lokallerin çok tavsiye ettiği, başta gitmekte tereddüt etiğimiz ama sonradan en çok eğlendiğimiz yerlerden biri olan HALİKOUNAS BEACH.
Dümdüz kumlu uzun sahil olduğu için dağı tepesi gölgesi olmadığı için benim ilgimi çok çekmese de şeffaf denize hayır diyemeyiz.
Burası tepeden İbiza – Formentera gibi görünen ince bir adacık. Yalnızca bir tane bar var sahilde. Benim tavsiyem erken gidip oradan bir şezlong kapmanız. Sonrasında DJ ve içkiyle saatlerce dans edebilirsiniz.
Şansımıza bizim gittiğimiz gün barda İspanyol bir grup vardı ortam iyice coştu diyebilirim.
Herkesin listesinde gördüğüm bir plaj daha var PORTO TİMONİ burası da yukarıda yazdığım dağlık tepelik şeffaf denizli plajlardan birisi ama buraya ulaşım o kadar zor ki, tam 40 dakika yürüyerek iniş ve yukarı tırmanış yapmak gerekiyor.
Rovinia ve diğerleri varken veya bot turu yapmak varken bu yorgunluğa pek gerek yok diyoruz. Biraz da kendimizi sevelim 🙂
İŞTE ONUN YERİNE CORFU GEZİSİNDE YAPMANIZI KESİNLİKLE TAVSİYE EDECEĞİM BİR GEMİ TURU
Eğer ayıracak bir extra gününüz varsa (ki bence kesin ayırın) Corfu’nun komşusu PAXOS ve AntiPAXOS’u görmelisiniz.
Özellikle Antipaxos’ta yüzdüğümüz insanın aklının almayacağı güzellikteki o koyu görmemeniz bir kayıp olur.
Hayatımda yüzdüğüm en güzel sular listesinde ilk 3’e girer antiPaxos.
Paxos biraz uzak olduğu için büyük gemilerle gidiyorsunuz ve bunun için bir çok seçenek var. Ama ben canı gönülden bizim katıldığımız turu tavsiye ederim. Hem rehberi, hem kaptanı, hem sürpriz programı, Dj’i, bütün ekibi, dansları şovları vs. düşününce daha iyisinin olabileceğini sanmıyorum.
İşte turun ismi: IONIAN CRUISE Paxos & AntiPaxos (kişibaşı 60 euro)
PAXOS
Tur Paxos’ta mola verdiğinde ister bakir adayı gezebilir ister koylarında serinleyebilirsiniz. Bana göre bu ada fazla ıssız olduğu için (Maestro dizisinde izleyip sıkıcı dediğim yer burası işte) burada konaklamalı kalmayıp turla görmek harika bir opsiyon oldu.
ANTIPAXOS
Antipaxos’a deniz yolu haricinde ulaşım yok. Beyaz zemini sebebiyle içme suyundan da berrak olan bu doğaüstü denizin rengini unutmam mümkün olmayacak. Şimdiye kadar yüzdüğüm en iyi koylardan biri olduğunu söyleyebilirim.
Yazımın sonuna gelmeden önce en lezzetli kısma değineyim. Tadı damağımda kalanlar!
The best ıce cream: önünde her daim kuyruk olan bu dondurmacının özellikle kumkuat ve fıstık dondurmalarını tatmalısınız. (İSMİ ALTTAKİ FOTODAN OKUYABİLİR MİSİNİZ 🙂
the best souvlaki: Pane e souvlaki - Önününde her gün uzun kuyruklar olan o yer!
The best tavern, in my opinion, run by the sweetest family on the island !VARVARAS
Bir seyir defterinin daha yavaştan sonuna geldik.
Corfu ileride ciddi ciddi bir yazlık almayı düşünecek kadar sevdiğim bir ada oldu. Buraya tekrar gelmem kaçınılmaz olduğundan siz de yorumlarınızı, keşiflerinizi ve önerilerinizi benimle yorumlarda paylaşırsanız çok sevinirim!