TRAVEL

BODRUM’DAN KOS’A, SANTORİNİ’YE, İOS, PAROS VE MYKONOS’A..🇬🇷

BODRUM’DA BUNALANLARA İLK YARDIM ROTASI!

Biliyor musunuz, 3-5 sene önceye kadar Bodrum benim büyük aşkımdı. Çocukluğumdan beri her sene mutlaka gider, gidemezsem o yazı yaşanmamış sayardım. Ama maalesef, bu aşkımız gün geldi ve keskin bir şekilde sona erdi. 

5 sene önceye kadar, fiyatlara, zevksizliğe, kalitesizliğe ne kadar kızarsam kızayım çok direndim kendi ülkemde tatil yapayım diye; fakat Bodrum’da o çok kötü beach’e çok absürt bir para verip, çok kötü bir içkiyi pis minderlerin üzerinde rezil bir müziğe maruz kalarak içtiğim günlerden bir gün..artık bu ilişki bitmişti. O gün bugündür, yaz tatillerimi genelde Yunanistan’da veya maviliğin başka kıyılarında geçiriyorum. 

Uzak rotalar dışında veya sıkı rehberlik gerektiren turlar hariç; elimde haritamla kendi rotamı çizerek gezmenin keyfinden de hayatta vazgeçmiyorum!

İşte tam bu ayrılığın akabinde, bavulları topladık. KALKIN GİDİYORUZ! adım adım fiyat performans dengesine bakıp, nakış gibi işleyerek planladığımız ‘Büyük Yunanistan Tatili’ne.

Bol feribot, bol bavul toparlama var. Onu baştan söyleyeyim.

AMA bir o kadar da gençliğimiz var! 😁 Şimdi her anını şükür ve hasretle anıyoruz! Hele de o düdüklü feribot koşturmalarımız en çok güldüklerimiz diyebilirim 🙂

Öyle iyi etmişiz ki; bu gezinin her durağı beynimizin kıvrılmış bir sayfası olarak ömür boyu saklanacak.

HAYDE BRE YUNANİSTAN!

En çok merak ettiğimiz ada elbette MYKONOS’tu ama bir yandan Halkidiki-Thassos rotası bir yandan Kefalonya, öte yanda Girit, Rodos, Selanik, Korfu, diğer adalar… Karar vermesi gerçekten çok zor oldu. 

Öncelikle şunu belirteyim; Yunanistan rotası araştırıyorsanız en çok duyduğunuz cümle şu olur:

‘Hangi adaya gideceğinize; tatilden ne beklediğinize göre karar vermeniz gerekecek.’

Aslında kısmen doğru, ama..En zoru da ne istediğimize karar vermek değil mi? 🙂

İlla ki bir şeye karar verip, diğer şeylerden vazgeçmek mi zorundayız? Ya HER ŞEYİ istiyorsak?😁

Canımız istediğinde şıkır şıkır giyinip yürümek, kafamızı dinlemek istediğimizde bakir bir koyda sadece dalga sesiyle güneşlenmek ama yakında bir yerde de akşam çılgın partilere akabileceğimizi bilmek…istedik!

Yani beklentimiz: Hiçbir şeyden vazgeçmemek..

İşte bu yüzden, rotayı genişlettik ve her hevesimizi karşılayacak tam 5 ada gezdik! Ama sizin beklentiniz baştan çok netse, yazımı okurken içlerinden size uyanları seçersiniz elbette.

Mykonos ve Santorini kafadan listede. Onları görmeden komşuya gitmek; evin salonuna girmeden misafirlik etmek dedik.

Ama fiyatlara bir baktık ki uçakla bu adalara hele ki Mykonos’a gitmek; bütün maaşa benzin döküp yakmak demek 😰 Uçağa bir tek Atinadan İstanbul’a dönüş için binmeye karar verdik. Uçak değil her yere feribotla gidecektik!

En iyisi Bodrum’dan yengeç gibi yola çıkmaktı…:)🦀🦀🦀

ROTA OLUŞTURULUYOR✍️

Kos durağıyla komşuya ilk adımı atıyoruz. Peki ya sonra?

Biliyor musunuz? Bu rotayı çizme faslı, bütün tatilin en keyifli kısmı bile sayılabilir 🙂 İlk olarak Mykonos ve Santorini’yi işaretledik haritada. 

Bir de bu sıralar, Paros da Paros, herkesin dilinde herkesin story’sinde de bu ada! Adeta bir cennet, gecesi gündüzü ayrı nimet yazıyordu herkes..

Tamam dedik onu da alalım listeye, zaten ortada. 

Ama benim gönlümde bir de İos vardı. Bakir Mykonos, keşfedilmemiş cennet diyorlardı.. Avrupa’nın bütün gençleri tatilde burada diyorlardı..!

Baktık yuvarlağımızın içinde, dedik buraya kadar gelmişken İos’u da görmeden dönmeyelim!

İşte hepsini işaretleyince, çok güzel bir çember çıktı ortaya.

Daha yakından bakalım 🔍

ROTA 1.⛴ BODRUM-KOS

Kos aslında tatil rotası değil, Yunanistan’a ayak atma durağımızdı biraz. Sabahtan geldik, akşam hiç kalmadan, buradan direk Santorini’ye geçtik.

Uzun uzun araştırdık; buradan kalkan meşhur BlueFerry feribotu ile cruise tadında bir Santorini yolculuğunun tadından yenmeyeceğine karar verdik. 🙂

Bodrum’dan Kos’a sabah en erken feribotla Halikarnas’a yakın olan güverteden bindik. Bir çok feribot markası var, hepsinin saatlerine ve fiyatlarına bakılabilir. Birazdan göreceğiniz bütün feribotların alternatifleri var, gidiş süresi ve saatlere göre fiyatlarda ufak değişiklikler oluyor. Biz en hızlı ve saatleri en uygun olanları seçtik. Bütün feribot biletlerimizi de şu siteden aldık:

https://www.ferryhopper.com/

Bodrum-Kos Fiyat: Kişibaşı yaklaşık 20 euro Yolculuk ise sadece 20 dakika 🙂

Kos nasıl? Sadece Kos’a gelmek için vize almaya değer mi? İlle de Kos’a gidelim mi? gibi soruların cevabı için Kos yazısı BURADA.

ROTA 2.⛴ KOS-SANTORİNİ 

Evvelki sene bir anda iki katına çıkan euro kur şoku yüzünden balayımızı yurt dışında yapmaktan vazgeçmiş, yine Bodrum ve Kaş’a gitmiştik.

Bu rotadaki Santorini ve Mykonos ikilisi aslında gönlümüzde eksik kalan balayı rotasıydı bizim için.

Blue Star Ferry ile Kos’tan Santorini yaklaşık 5 saat sürdü. Bütün feribotların içinde en uzun yolculuk buydu. Fiyat kişi başı 40 euro bandında.

Ama yanlış anlamayın, bu sıradan bir feribot değil! Bu bir cruise!!! 

İçinde kafeteryalar, casinolar… Dev camlarından mavi sularını yararak Ege’yi içinize çekerken, bir de gün batımına da denk gelirseniz eğer; güneşin denizin tam ortasına, sizin de tam kucağınıza battığı o an var ya; bırakın 40 Euro’yu bence cebinizdeki bütün parayı vermeye değer!

Çok kesin konuşuyorum, bu hayatımın en keyifli, en konforlu ve en heyecanlı yolculuklarından biriydi. Santorini yazımda çok detaylı anlattım bu yolculuğu. BURADA

Şimdi bu sadece yol tabi..Santorini’ye vardıktan sonrasını da okuyun o linkten..

ROTA 3.⛴ SANTORİNİ-İOS

Santorini’de 3 gece kaldık. 

Sürekli gidilebilecek bir rota değil Santorini.. Hem pahalı, hem de insan buna katiyen alışmamalı; bence bu rota, tek doz bir büyü olarak kalmalı.

Şayet burayı insanlar abartıyor, ünlüler ve blogger’lar olduğundan fazla şişiriyor diye düşünüyorsanız… Yok. Kesinlikle şişirme falan değil. Az bile! Ada gerçekten dedikleri kadar, hatta belki de fazlasıyla abartıyı hak ediyor. Ömürde en azından bir kere, burası mutlaka görülmeli.

3 gecenin sonunda Santorini rüyamız bitti. Normalde bu vedalaşma bizi çok üzerdi ama başka bir adaya gitmenin heyecanıyla ayrılık acısı hissetmedik. Hangi otel, hangi bölge, her detayını, bütün duygularımı yazdım Santorini yazısında. BURADA

İos’u rotamıza alma konusunu plan yaparken epey tartışmıştık. Bir sürü feribot çekmeyelim oraya da gitmeyiverelim demişti Can.

Ama ben vazgeçmedim, Santorini’nin zaten dibindeydi! İos’u görmeden geçmeyelim diye diretmekle o kadar iyi etmişim, o kadar iyi etmişim ki.. Şimdi Can’a sorsanız bana minnettar; her yaz gideceği yer de kesinlikle, İos.

Bunu ayrıca İos yazımdan okuyabilirsiniz. BURADA

Santorini İos feribotu kişibaşı 28 euro idi. Yolculuk da sadece 45 dakika sürüyor.

ROTA 4.⛴ İOS-PAROS

İos…Belki bir çok kişi için sıradan bir Yunan adasıdır. Belki insanlar alışkındır bilmiyorum. Ama ben hem de Santorini gibi bir assolistin üzerine; bu küçücük adadan o kadar çok etkilendim ki..

El değmemiş, tamamen otantik, korunmuş.. İnsanın içine işleyen bir duygusu var bu adanın. Bizim doğuya benzettim.

Mardin’in, Diyarbakır’ınki gibi yolları, dar sokakları, sokakta oynayan çocukları.. Ama o meşhur Yunan pantonesi mavisi ve beyazıyla. Abartıdan, gösterişten uzak, doğal, olduğu gibi. Kendini gösterme derdi olmadan öyle büyük bir zevkle ve mütevazi bir ihtişamla yaşıyor ki bu ada. İçimdeki bütün hisleri yazdım İos yazısında. BURADA okuyabilirsiniz.

İos’da dolu dolu geçen 2 gecenin sonunda bir kere daha kabı kacağı toplayıp feribota koşma vakti! Yolculuk Paros’a!

İos – Paros feribotu kişibaşı 34 euro idi. Yolculuk da yaklaşık 2,5 saat sürdü.

Blue Star Ferry dışındaki bütün feribotlar, cruise gibi olmasa da yine çok büyük, gayet konforlu ve keyifli. Onu da belirteyim.

ROTA 5.⛴ PAROS-MYKONOS

Şansımıza rüzgardan denize giremesek de, 1001 çiçek masalıydı Paros.

Hani gecesi gündüzü ayrı cennet diyorlardı ya; bu gerçek. Denize giremememize rağmen, bir dakika bile sıkılmadan bütün gün sokaklarında ve dükkanlarında gezdik…Bu gördüğümüz 4. Yunan adası olmasına rağmen, hala alışamamış olsak gerek ki güzellikten adeta gözlerimiz uyuşmuştu. Kediler bile kendi renginde kaldırımlarda uyuyordu sanki.. Begonviller çardakların üzerinden taşıyor..turuncu pembe çiçekler ve dünyanın en fotojenik sokakları..

Adada kimler var, nerede kaldık, ne yedik ne içtik, hepsini yazdım. BURADA

Yine 2 gecelik bir binbir çiçek masalından sonra..Sırada GRAND FİNALE var‼️

En çok merak ettiğimiz adayı en sona koyduk ki, olur ya bir aşamada yorulur veya sıkılırsak; sonunda Mykonos’a gitmenin düşüncesi bile bize yetsin, içimizi kıpır kıpır etsin diye!

Tabii ki hiçbir adada sıkılmadık. Ama yine de Paros’tan Mykonos’a geçeceğimiz gece heyecandan uyuyamadık!

Paros – Mykonos Feribot kişibaşı 33 euro. Yolculuk süresi ise 1,5 saat.

ROTA 6.⛴ MYKONOS – ATİNA

Evet!! Bu tatilin üzerine bir tatil daha gerek dinlenmek için. Orası kesin!

Mykonos’ta damarlarımızdaki bütün enerjiyi ve gençlik ateşimizi sonuna kadar kullandık 🙂

Şimdi burada birkaç cümleye Mykonos’u sığdırabilecek değilim ama: Evet çok pahalıydı. EVET yemez içmez bir daha kesin gideriz! Evet, elimizden gelse her yaz gideriz. Hatta iş bulsak oraya da taşınırız. 🙂 🙂 Uzun uzun yazdım bu adayı! Her detayını okuyabilirsiniz. BURADA

Ne kadar yorulduğumuzu ancak Atina feribotunda anladık.. Deliler gibi gezmiş olabilir miyiz?

Bitiş çizgisine giderken gözlerimizi kapattık. Bu yaz NELER OLDU?! diye düşünürken uykuya daldık…

Sorun söyleyeyim, bu tempoya, bu yorgunluğa değdi mi? EVET. Her saniyesine hem de!

Bu rota bizi o kadar doyurdu ki! O manzaraları görünce, gün batımlarında bir yudum uzoyu içince, kendimizi o mavi sulara bırakınca zaten yorgunluk falan kalmadı..Her gittiğimiz yerde iyi ki 2 maksimum 3 gece kaldık, çünkü TAM yetti. Ne fazlası ne de eksiğini isterdim, fiyat açısından da doyum açısından da bu en optimumu oldu. (Mykonos’da bıraksanız haftalarca kalabilirdim ama fiyatları bir görmeniz lazım..)

Mykonos Atina feribotu kişibaşı 43 euro. Yolculuk süresi yaklaşık 3,5 saat.

Atina’da bir gece kaldık. Ama orayla ilgili yazacak pek bir şeyim yok.

ÇÜNKÜ çok da sevmedim 🙂 Zaten çok gezemedik ayaklarımız titriyordu artık yürürken. Ama adaların ışıl ışıl, güzellik ve enerji dolu aurasından sonra bu şehir biraz kasvetli, eski, hatta direk mitolojik, biraz karanlık, hafiften keşmekeş ne bileyim azıcık soluk geldi sanki.. MYKONOS’dan geldiğimiz için olabilir. Evet. O yüzden çok tarafsız yazamıyor da olabilirim. Ama bir daha gitmeme olasılığım da yüksek.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir